top
ÖDEK KÖYÜ İNTERNET SİTESİ:  

E-mail: mailadmin@odek-koyu.com  Copyright  © Her Hakkı Saklıdır. İzinle sitedeki yazılardan alıntı yapılabilir. Sitedeki yazıların sorumluluğu yazarına aittir.     


İnsan Hakları geri dön
 
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE İNSAN HAKLARI BELGELERİ
 
Tevrat, Zebur, İncil ve Kuran-ı Kerim: Kutsal Din Kitapları, İnsan Haklarına kaynaklık teşkil eden önemli yazılı vesikalardır.

1215, Magna Charta Liberdatum: İngiltere'de asiller kralın yasaları keyfi uygulamasına son verdiler. Sıradan insanların değil, asillerin hakları ve katılımları söz konusu oldu. Yasaları gene kral yapıyordu.

1628, Petition of Rights (Haklar Dilekçesi): İngiltere'de sıradan insanların keyfi tutuklanmasına ve keyfi vergilere mahkûm edilmesine karşı hazırlandı. Yetkileri kısılmış gibi görünse de hâlâ kralın astığı astık, kestiği kestikti.

1679, Habeas Corpus: İngiliz halkının kişisel hakları dile getirildi. Parlamentonun yetkileri artmış olsa da birey idare'nin, yani kralın ve onun adamlarının keyfi uygulamalarına karşı şikâyet ve yasal işlemde bulunma hakkından yoksundu.

1689, Bill of Rights (Haklar Kanunu): ABD 'nin Virginia Eyaleti'nin anayasasında "her insanın doğuştan özgür ve bağımsız" olduğu, yaşamaya hakkı bulunduğu, mülk edinebileceği, mülk sahibi olabileceği, vb. ilan edildi. Bu, insanlık tarihindeki ilk insan hakları belgesi olarak kabul edilir.

1751 Act of Settlement:

1789, İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi: Fransız Devrimi'yle birlikte her kişinin hak ve özgürlükleri tarif edildi: Özgürlük, eşitlik, mülkiyet, güvenlik ve baskıya karşı çıkma, yasalar önünde eşitlik ve keyfi tutuklanmaya karşı korunma, din ve vicdan özgürlüğü...

1791 ABD Haklar Bildirgesi:

10 Aralık 1948, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi: İkinci Dünya Savaşı'na kadar geçen süre içindeki ve savaş sırasındaki katliamlara karşı insanlık vicdanının ve birikiminin sonucu olarak hazırlandı.

16 Aralık 1966, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Sözleşmeleri:
İnsanların ve devletlerin siyasal hak ve yükümlülüklerinin yanı sıra ekonomik ve sosyal haklarının da ifade bulduğu belgelerdir. Sendikalaşma, grev hakkı gibi çalışanların haklarını da içerir.

4 Kasım 1950, Avrupa Konseyi Temel insan Hak ve ÖzgürlükleriKonvansiyonu: BM insan Hakları Evrensel Bildirgesi'ni esas almıştır.

1950 Avrupa İnsan Hakları ve Ana Hürriyetleri Koruma Sözleşmesi:

1960 BM Sömürge Ülkelere ve Halklarına Bağımsızlık Verilmesi Bildirgesi:

1963 BM Irk Ayrımını Yasaklayan Bildirgesi:

l Ağustos 1975, Avrupa Güvenlik ve işbirliği Konferansı Sonuç Belgesi: Devletler hukuku açısından yaptırım gücü olmamasına karşın insan haklarını ilk kez "güvenlik" (Avrupa'da güvenlik bölümünde yer alır) kapsamında ele alan belgedir.

Bunların dışında politik göçmenlerin, savaş esirlerinin, kadınların, çocukların ve hastaların haklarını ele alan ya da başka konuları içeren sayısız belge imzalanmıştır.
Bu kısa tarihçeden görüldüğü gibi, insan hakları anlayış ve uygulamaları toprakta özel mülkiyetin gelişmesi ve hukuka bağlanması, toprak ürünlerinin ve sanayi ürünlerinin kişiler ve tüzel kişiler tarafından üretilip pazarlanmasına ve ulus-devletin olgunlaşmasına paralel olarak gelişmiştir, insanlar bu süreç içinde hem birbirlerine, hem de içinde yaşadıkları toplumsal sisteme (devlete) karşı hak ve ödevleri konusunda daha talepkâr olmuşlardır.
Osmanlı imparatorluğu döneminde "Ferman Padişahın"dı. Tanzimat döneminin ünlü 1839 Gülhane Hattı Hümayunu ve 1856 Islahat Fermanları sadece devlet yönetiminde hâkim olması gereken bazı ilkeleri göstermiş, Müslüman olmayan tebaaya Müslüman tebaayla (yurttaş değil) eşit haklar ilan etmişti. 23 Aralık 1876'da ilan edilen Kanun-i Esasi (ilk anayasa) bir takım hakları telaffuz etmişti. Bu Anayasa'da 1909'da yapılan değişikliklerle padişahın yasama ve yürütme üzerindeki yetkileri kısıldı, toplantı ve dernek kurma özgürlüğü, basına sansür konulamayacağı gibi kurallar eklendi. Ama bu kez padişahın yerini "tek parti yönetimi" (ittihat ve Terakki) almıştı.
29 Ekim 1923'te Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasından sonra ülke ekonomisi güçlendikçe, Türkiye dünyaya açıldıkça, eğitim ve bilgi düzeyleri yükselen yurttaşlar olarak insani haklarımızı artan ölçüde gündeme getirmeye başladık. Düşününüz ki, doğuştan bir takım haklarla donatılmış kişi olan "yurttaş-vatandaş" kelimesi 1923'den önce yabancı dil-Türkçe sözlüklerinde yoktu. Hem devlet olarak, hem de yurttaşlar olarak bu konuda biraz yavaş gelişmiş olmamız, bu konuda önümüzde duran çağı yakalama zorunluluğunu değiştirmiyor.


E-mail: mailadmin@odek-koyu.com

              ibrahimacun@yahoo.com

              ibrahimacun@ttnet.net.tr


 Bu sayfanın son güncelleme tarihi: 03-11-2006

 

    

  bottom