topÖDEK KÖYÜ İNTERNET SİTESİ:   ÖDEK KÖYÜ ADINA YAZILAN ŞİİRLER

E-mail:  yonetim@odek-koyu.com Copyright  © Her Hakkı Saklıdır. İzinle sitedeki yazılardan alıntı yapılabilir. Sitedeki yazıların sorumluluğu yazarına aittir.     


 

ÖDEKLİ ŞAİRLER - OZANLAR

 KASIM KARŞI

ŞİİRLERİ (*)

İBRAHİM ACUN

ŞİİRLERİ:

ABDULLAH ÇİÇEK

ŞİİRLERİ:

 

         ŞİRİN KÖYÜM

Dağlarıyla, taşlarıyla

Gökte uçan kuşlarıyla

Benzeri yok, her yeriyle

Benim güzel şirin köyüm

 

   Etrafında sıra dağlar

   Eteğinde yeşil bağlar

   Soğuk sular durmaz akar

   Benim güzel şirin köyüm

 

İsli, paslı çırasıyla

Lüks, fener, lambasıyla

Benzin, ispirto, gazıyla

Benim güzel şirin köyüm

 

   Yufka, omaç, ekmeğiyle

Kömbesiyle, böreğiyle

Eriştesi, çöreğiyle

   Benim güzel şirin köyüm

 

Kışın ağıl ahırla

Karda, buzda çamurla

Yazı beklerler kahırla

Benim güzel şirin köyüm

 

   Kışlık giral kavurmasıyla

   Çedeneli kavurgasıyla

   On iki imam aşuresiyle

   Benim güzel şirin köyüm

 

Kışın kar, ayaz ile

İlkbahar gelir naz ile

Yazın harman toz ile

Benim güzel şirin köyüm

 

   Hanıyla hancısıyla

   Misafiri, yolcusuyla

   Dağda keklik avcısıyla

   Benim güzel şirin köyüm

 

Çetindir köyün işi

İşten ayık kalmaz başı

Yenmez hilebazın aşı

Benim güzel şirin köyüm

 

   Köyde eksik olmaz işler

   Sıra sıra dizilmişler

   Köy işinden hep yılmışlar

   Benim güzel şirin köyüm

 

Kışın eksik olmaz kar-ı

Gelini, kızı, dokur halı

Arı çiçek yapar balı

Benim güzel şirin köyüm

 

   Kışın halı, yastık dokur analar

   Ağıl, ahır işlerini yapar babalar

   Çeyizlik hazırlar tüm kızlar

   Benim güzel şirin köyüm

 

Nazlı akar suları

Serin, soğuk pınarı

Yüksektir dumanlı dağları

Benim güzel şirin köyüm

 

   Geleneği, göreneği ile

  Örf ve adet örneğiyle

Çoban evi, perneğiyle

Benim güzel şirin köyüm

 

Çayır ile merasına

Serin yüksek yaylasına

Hayranım ben her yerine

Benim güzel şirin köyüm

 

   Soğuk sular durmaz akar

   Dağları birbirine bakar

   Çiğdem, nevruz boyun büker

   Benim güzel şirin köyüm

 

Kilimiyle, halısıyla

Yün çorabı, yastığıyla

Heybesiyle, çantasıyla

Benim güzel şirin köyüm

 

   Davul ile zurnasına

   Simli salta sırmasına

   Renkli ipek yazmasına

   Benim güzel şirin köyüm

 

Bulgurundan hediğine

Kuru ağaç kütüğüne

Kerme, basma tezeğine

Benim güzel şirin köyüm

 

   Tavuğundan horozuna

   Kangal, kengel sakızına

   Şarabından rakısına

   Benim güzel şirin köyüm

 

Kuru söğüt dikmesiyle

Kavak, selvi kesmesiyle

Üzüm, şerbet ezmesiyle

Benim güzel şirin köyüm

 

   İğnesinden, ipliğine

   Bülbülünden, kekliğine

   Kuzoğlaktan, yemliğine

   Benim güzel şirin köyüm

 

Dağlardaki çiçeğiyle

Tarlasında köceğiyle

Mastalı meceğiyle

Benim güzel şirin köyüm

 

   Yoncasıyla, arpasıyla

   Yulaf, çavdar, burmasıyla

   Hernik olmuş tarlasıyla

   Benim güzel şirin köyüm

 

Otundan, burmasıyla

Görengeyle, hurmasıyla

Gölde kamış kırmasıyla

Benim güzel şirin köyüm

 

   Ekiniyle, arpasıyla

   Çaşır, keven burmasıyla

   Unu, bulguru, yarmasıyla

   Benim güzel şirin köyüm

 

Tarla süren çütçüsüyle

Ekin çeken sapçısıyla

Irgatıyla, honcusuyla

Benim güzel şirin köyüm

 

   Çaşır ile keveniyle

   Harmanda sap süreniyle

   Sokuda bulgur döveniyle

   Benim güzel şirin köyüm

 

Tarlasında ekini

Loda yapmış yükünü

Herk eylemiş çütünü

Benim güzel şirin köyüm

 

   Tarlasında kara saban

   Değil bunlar bana yaban

   Başımı alıp nere gidem

   Benim güzel şirin köyüm

 

Durmadan çalışırlar

Birbiriyle yarışırlar

Bazen olur dövüşürler

Benim güzel şirin köyüm

 

   Kağnısıyla, katırıyla

   Tırpanıyla, satırıyla

   Yardım sever hatırıyla

   Benim güzel şirin köyüm

 

Öküzüyle, ineğiyle

Evcil sefil bineğiyle

Parazitle, sineğiyle

Benim güzel şirin köyüm

 

   Çobanı var abasıyla

   Damda tüten bacasıyla

   Dirgeniyle, yabasıyla

   Benim güzel şirin köyüm

 

Koyun ile kuzu ile

Gelini ile kızı ile

Baharı ile yazı ile

Benim güzel şirin köyüm

 

   Aşığı ile sazı ile

   Ördek ile kazı ile

   Tavşan ile tazı ile

   Benim güzel şirin köyüm

 

Koyunuyla, kuzusuyla

Koçu ile keçisiyle

Oğlak ile toklusuyla

Benim güzel şirin köyüm

 

   Nalbantıyla, baytarıyla

   Öğretmeni doktoruyla

   Çeşit çeşit faktörüyle

   Benim güzel şirin köyüm

 

Yazın günün sıcağında

Ter çıkar ta..tırnağında

Bir de bebek kucağında

Benim güzel şirin köyüm

 

   Yavrusu var beşikte

   Anası hep iş peşinde

   Kimse durmaz bu çocuğun başında

   Benim güzel şirin köyüm

 

Bazen olur aç kalırlar

Hastalar çaresiz ölürler

Parasızdır bizim köyde mezarlar

Benim güzel şirin köyüm

 

   Gece gündüz çalışırlar

   Yorgun uykusuz kalırlar

   Aç, susuz perişan olurlar

   Benim güzel şirin köyüm

 

Tüm tüm tüter ireyhan

Nergiz, narpuz, ısırgan

Madımakla koşguzdan

Benim güzel şirin köyüm

 

   Sürsülüğü alıcı ile

   Kuşburnusu, karamlığı ile

   İğdesiyle, çalısıyla

   Benim güzel şirin köyüm

 

Sürsülükten latiğine

Yoğurt, ayran katığına

İkme, yayık tuluğuna

Benim güzel şirin köyüm

 

   Davarıyla, malıyla

   Taşlı, tozlu yoluyla

   Ayranıyla, yağıyla

   Benim güzel şirin köyüm

 

Kuş üzümü, sütünden

Yumurtası etinden

Besin kaynağı otundan

Benim güzel şirin köyüm

 

   Asma ile ardıcı

   Pelit, mazı, armudu

   Yer elması, tortusu

   Benim güzel şirin köyüm

 

Sulu sulu meyveler

Türlü türlü sebzeler

Daha neler neler

Benim güzel şirin köyüm

 

   Çeşit çeşit böcekler

   Büyük küçük sinekler

   Kan emici sülükler

   Benim güzel şirin köyüm

 

Dağda gezer arılar

Petek petek balı var

Her çiçekten bal arar

Benim güzel şirin köyüm

 

   Bahçesiyle, bağları

   Yemyeşildir dağları

   Serin, soğuk suları

   Benim güzel şirin köyüm

 

Akıllıdır köy kızları

Güzellerdir yok benzeri

On parmakta on hüneri

Benim güzel şirin köyüm

 

   Delikanlı gençleri

   Çalışmaktır işleri

   Herkes sever askeri

   Benim güzel şirin köyüm

 

Bana uzak değil köyümün sesi

Çalışır, didinir onların hepsi

Ne gündüzleri belli ne de gecesi

Benim güzel şirin köyüm

 

   Kasım der ki, şirin köyüm

   Sana olmuyor doyum

   Bilmem ki, seni nasıl anlatayım

   Benim güzel şirin köyüm

 

Bilmem ki seni nasıl anlatayım

BENİM GÜZEL ŞİRİN KÖYÜM

 

10.8.1983       

Kasım Karşı

DELİ DAĞ DERLER

 

Deli dağ derler, yüksek bir yayla

Enginden yükseğe uçuşun kuşlar

Çıkıp o yaylaya göçünü eğle

Garip bülbül gibi ötüşün kuşlar

 

   Deli dağ derler, dumandır başı

   Çıkıp o yaylada yarsiz neyleyim

   Acep eksilir mi gözümün yaşı

   Benden yare selam söyleyin kuşlar

 

CEVİZ ile ÖDEK KÖYÜN arası

Unutulmaz Deli dağın yarası

Olsa noğlur iki köyün merası

Kasım der, eski dert yeniden başlar

 

               12.5.1983

               Kasım Karşı

 

B E N İ M

 

Çoktan beri hastayıdım bilmedim

Soğuk algınlığı bu, geçer dedim

Geçici hastalık diye önemsemedim 

Aldı gitti benliğimi ser benim

 

   Günden güne yaralarım azıyor

   Zalım tabip raporumu yazıyor

   Yavrularım arı gibi sızlıyor

   Vücudumda zehirlenmiş kan benim

 

Bilirim derdimi, olmuşum kanser

Ne ülsere, ne de vereme benzer

Azrail çevremde dolaşıp gezer

Yolculuk var, perişandır hal benim

 

   Kanser olan amaliyaat olur mu

   Ecel gelmeyince insan olür mü

   Şu yalan dünyada kimse kalır mı

   Yol üstünde mezar yerim var benim

 

Kanser dedikleri ölümden beter

Ölmeye razıyım, çektiğim yeter

İnleyi inleyi eriyip biter

Vücudumdan uçup giden can benim

 

   Yavrularım boynu bükük ağlıyor

   Nazlı yarim karaları bağlıyor

   İki gözü iki çeşme ağlıyor

   Yavaş yavaş solup giden gül benim

 

İnilerim derdime çare bulunmaz

Düşenin dünyada hiç dostu olmaz

Kasım der, bu dünya kimseye kalmaz

Zalım felek, ya güldür ya canımı al benim

 

   Divriği ÖDEK KÖYÜ, Sivas’tır ilim

   Kırılsa ellerim, kopsaydı dilim

   Baksaydım solmazdı, genç yaşta gülüm

   Senin gibi nice gençler öldü HALİL’im

 

                           16.8.1982

                           Kasım Karşı

 

KÖYÜM BENİM MEKANIMDIR

                 MEKANIM

 

Divriği’ye giderim, yolum yokuştur

Kara tren beni köye kavuştur

Beni bu ellerden gayrı savuştur

Köyüm benim mekanımdır, mekanım

 

Kuşları var, cıvıl cıvıl ötüşür

Çiçekleri çeşit çeşit kokuşur

Dağları var birbirine bakışır

Köyüm benim mekanımdır, mekanım

 

Kimsem yoktur, şu Ödeğin içinde

Kalmamıştır gayrı köyde geçimde

Soğuk suyu, çağlar ağlar biçimde

Köyüm benim mekanımdır, mekanım

 

Evleri var, farelere yurt olmuş

Bahçesi var gülleriyle hep solmuş

Kasım’ın gözleri yaş ile dolmuş

Köyüm benim mekanımdır, mekanım

 

                        2.12.1977

                        Kasım Karşı

 

 

    

 

               60

 

ÖDEK SILA TÜRKÜSÜ

 

 

Kısmet olur Ödek köyüne varırsam,

Karşıgilin hanesini bulup kalırsam,

Köyün başındaki evlerini tanırsam,

Öreni Teknecikten aşar giderim.

 

Ödek karşısında memet ile orta dağı,

Sağda korusuyu, solunda türkeli bağı,

Almaya kekik kokan konakgörmez yağı,

Sivriyi, delikli kayayı aşar giderim.

 

Ödekin her şeyi özel, kızları güzel,

Ben de birini sevmiştim çok ezel,

Güz gelip koruda yaprakla gazel,

Toplar dörtkapıdan aşar giderim.

 

Gömeri alıç armuduna doyum olmaz,

Ören ahçır karamlığının eşi bulunmaz,

Tanrı vergisidir Ödek’e, sahip sorulmaz,

Doyasıya yer gölbaşından aşar giderim.

 

Acun, Ödek’i bir gün gelir görürsem,

Pirsultana Tekkeye yüzüm sürürsem,

Kaderimde varsa burada ölürsem,

Dostlarımla ağtarlaya aşar giderim.

 

İbrahim Acun

 

 176

 ÖDEKİN DAĞLARI

 

Ödek Dağların ne yüce dağlar,

Ebem kuşağı kemerin bağlar,

Baharda suları coşkuyla çağlar,

Kürtükleri geçit vermedi billah.

 

Gömeri gölünde biter kamışlar,

Ne kadar uzasa vermez yemişler,

Kanımızı emene sülük demişler,

Dizimizde derman komadı billah.

 

Dolu pınarda boz armudun dibi,

Şemsi Dedem darda tutar talibi,

Gömeride ektiğim bitmez gibi,

Yılanlıda küşne yolmadı billah.

 

Ödek senin dağların ne büyük,

Güneyin Sövke, Kuzeyin Höyük,

Ondan mı başın yukarı dönük,

Daha aşağılara bakmadı billah.

 

Baydığına bakar Terzikayası,

Apaz sanki bir avucun ayası,

Havası suyu temizdir mayası,

Hıdırellez beni yormadı billah.

 

Ödek dağların her şeye değer,

Seni uzakta çok özledim meğer,

Acun gitmediğin yer var mı eğer,

Ayak basmadığın kalmadı billah.

 

İbrahim Acun

 

 

 

    151

        YARADILIŞIM

 

 

Ben dünyada değilken de gene var idim.

Gah kar oldum, gah yağmur gibi indim,

Kimse bilmez hangi donla geldim amma,

Bugün alnıma yazılmış yazıyla geldim.

 

Benim bedenim sanki yap boz hamuru,

Toprağım kilden, madendendir çamuru,

Katılmış nisan yağmuru mayama amma,

Bugün Adem olup vücuda öyle geldim.

 

Şekilde sıvı idim, katı idim, gaz idim,

Bazen ağaç idim, böcek idim, bal idim,

Kaç bahar, yaz geçti bilmem amma,

Bir kış günü Seher’den doğup geldim.

 

Göçeceğim dünyadan kalmasın vebal,

Ben bilirim benden öncekini her hal,

Yarın ne olacağımı diyemem amma,

Bugün Acun adıyla büyüdüm geldim.

 

İbrahim Acun

 

 

           143 

         BEN OLDUM

 

Ödek’te doğdum dedim, valla dediler,

Seher’den oldum dedim, ala dediler,

Müslüm oğluyum dedim, rana dediler,

Dünya yalan, gerçek yine ben oldum.

 

Çiftçi olan babama yardım ederken,

Çok sevdim okumayı söktüm erken,

Okulda başarıyı yakaladım derken,

Okumaya köyden göçen ben oldum.

 

Köyden başkente gelmiştim bıyıl,

Cebeci orta okuluna başladım o yıl,

Allahım sen beni bari başarılı kıl,

Gayretten iftihara geçen  ben oldum.

 

Acun kolej-kuleli sınavına girmiştim,

İkisini de kazandım, koleji seçmiştim,

Koleji üçüncü dereceyle bitirmiştim,

On sekize gelmeden Polis ben oldum.

 

İbrahim Acun

 

 

 

  148

                    

MUHABBETİN SIRASI ŞİMDİ

 

Aceleyle giden yolcu hele bir bak,

Gel içeri muhabbetin sırası şimdi.

Yorgun görünürsün bir sigara yak,

Akşam muhabbetin sırası şimdi.

 

Nerden gelirsin, ne has gelirsin?

Kimsin, kimlerdensin, necisin?

İn misin, cin misin neyin nesisin?

Ödek’te muhabbetin galası şimdi.

 

Aylar oldu kimse gelmez olmuştu,

İnsan yabancı yüz görmez olmuştu,

Bir kelam bir selam vermez olmuştu,

Görek muhabbetin davasın şimdi.

 

Şirin hanemize pür neşe getirdin,

Sıkılan ruhumu şene erdirdin,

Acun’un hayatını toya erdirdin,

Geldi muhabbetin sırası şimdi.

 

İbrahim Acun

 

 

   132

DAĞLARA SORUN BEN YORGUNUM

 

Deliklikayayı aşa aşa gitmekten,

Taşlarına dolanarak düşmekten,

Aksaya topallaya yürümekten,

Dağlara sorun, ben yorgunum.

 

Doğru dürüst yoktur yolu yolağı,

Kesmişler ayağını konu konağı,

Taşlı yoldan başka yok olanağı,

Yollara sorun, ben yorgunum.

 

Ödek’in etrafı dağla çepe çevrili,

Goziçi Koruyla bahacakta sevgili,

Karasarın suları Ödekten vergili,

Derelere sorun, ben yorgunum.

 

Köyün bir derdine derman olayım,

Bende fazla varsa eksiğine koyayım,

Düşümde gördüğümü neye yorayım,

Ummana sorun, ben yorgunum.

 

Sorunları çözün, sorun olmadan,

Çevre köylerden geri kalmadan,

Acun aşiretini aydınlat durmadan,

Muhtarıma sorun, ben yorgunum.

 

İbrahim Acun

 

 

  98

EVREN YAPI İNSAN KAPI

 

Evren bir yapı, insan bir kapı,

Sözüdür çapı, tutana bir tapı.

 

Bir gün biri gelir, birisi gider,

Dünya evrende böyle dengeler.

 

Sağlam çürük kim ayırt eder,

Sağır bir değil, iki defa güler.

 

Amaç nerede bir, araç orada bin,

Gerçek her yerde bir, gölge bin.

 

Medet muret edep, arama sebep,

Kime güvenirsin, kimine acep.

 

Hikmeti ne ademi mahrem çeker,

Rüzgar eken tabi ki fırtına biçer.

 

Dünya hali, ağzında sakız şeker,

Atasözü açık, asıl eder baş çeker.

 

Benim köyüm Ödek, ilçem Divriği,

Acun her koşulda söyler gerçeği.

 

İbrahim Acun

 

    153

BİR BALDA BİR ELİ YAĞDA

 

Meyvenin hası yetişir bağda,

Yabanisi yetişir taşlı dağda,

Acıyı tatlıyla bir tutanların,

Bir eli balda, bir eli yağda.

 

Vergini versen, var oğlu gibi,

Sözünü söylesen, eroğlu gibi,

Ya görün olduğun gibi olsan,

Ya da olsan, göründüğün gibi.

 

Kim ki yüksek sesle bağırır,

Kendi eliyle ecelini çağırır,

Solcuya vurup, sağcıyı kayıran,

Bizden sizden diye insan ayırır.

 

Takdir Allahın, tedbir gerek,

Divriği’den sonra gelir cürek,

Orta dağın tepesindeki karla,

Ağtarla’da soğur mu yürek.

 

Acun geldi soyundu savaşa,

Amacı ne kavga, ne kargaşa,

İnsana öğüt vermek varken,

Ne diye dertleri alsın başa.

 

İbrahim Acun

 

  169

          ACUN BİR TÜRK

 

Gök gürültüsü gibi hay eder,

Şimşek gibi çakar bir Türk.

Yağmurla borayla dans eder,

Yıldırım olur akar bir Türk.

 

Tabiat dilinden dost olan anlar,

Şimşekler yıldırımlar kasırgalar,

Korkularını yok edip kaldırırlar,

Kainatın seçkin çocuğu bir Türk.

 

Anadolu görkemli bir sahne,

Türkün elleriyle oldu şahane,

Kimse bulamadı, yok bahane,

Buraları dümdüz eden bir Türk.

 

Anadolu on bin yıl Türk eşiği,

Pilavdan dönenin kırılır kaşığı,

Burada yaşayan tabiatın aşığı,

Buraları imar eden bir Türk.

 

Dilini düzgün konuş erimesin,

Denizi temiz tut, kirlenmesin,

Vatanımdaki şehit gücenmesin,

Acun Ödek’ten çıkan bir Türk.

İbrahim Acun

 

 

182

 TÜRKÇE DİLİDİR BENİM DİLİM

 

Bizim denizimiz Türk dilidir,

O hepimizin bir zenginliğidir,

Kültürümüzü anlatan dildir,

Türkçe dilidir benim dilim.

 

Dil 3 D kuralının iletişim aracı,

Duygu, düşünüş davranış harcı,

Geçmişten geleceğe akar sayacı,

Türkçe dilidir benim dilim.

 

Geleceğe bırakacaksan nesil,

Dünyada neyin varsa o olur dil,

Dilin yoksa kendini tarihten sil,

Türkçe dilidir benim dilim.

 

Anam Seher, babam Müslüm,

Ben bir dal sen gonca gülüm,

Dost bağında öten bülbülüm,

Türkçe dilidir benim dilim.

 

Dilini düzgün konuş erimesin,

Denizi temiz tut, kirlenmesin,

Türkçeyi temiz konuş dillensin,

Türkçe dilidir benim dilim.

 

İbrahim ACUN

 

 

     62

    YANDI DIRICANLAR

 

Konakgörmez dağında beş yüz koyun,

Sürü sarmış otlu koyağı boylu boyun,

Ardından inerek boğaza içer suyun,

Has çoban iyi bilir koyunun huyun.

 

Orta dağ sırtından uzanır büyük kuyu,

Sürünün en başında gider koçun boyu,

Ağır başlı yumuşak olur çobanın huyu,

İyilikten mazarrat bulmuş Ödeğin soyu.

 

Hamıs puvarından yoğunbeleke bakışın,

Tıpkı Hıdırellezdeki çakşak sürü sarışın,

Konak görmez yaylasında saya varışın,

Sürüsüne sütüne bereket böyle yayışın.

 

Diricanlar yayladan sürüyü çalmışlar,

Şatıroğlu cevap ver, bu ne düşmanlıklar,

İnkar edersin paylaşırken sürüyü adamlar,

En fakiri bir, yakınların onlarca almışlar.

 

Güzellikle vermedin, karıştı candarmalar,

Bire iki koyun vermeyi kararlaştırdılar,

Bir alan oynarken, çok alanlar ağlaştılar,

Bizim sürü geri gelmiş, yandı Dırıcanlar.

 

 

İbrahim Acun

................................................................................

 

 

 

 

 

      Ödekliyim ben ödekten gelirim .

 

     Feleğin işine aklım ermedi.

       Doğduğu yerde kimseyi koymadı.

       Ayrı ayrı ile attı sormadı.

     Doğduğum köyü görmeye arzum var.

             

        Ödekliyim ben ödekten gelirim .

        Köyüm ata yurdum öyle bilirim.
        İlk nefes aldığım yeri sorurum.
        Nefes aldığım yerde gezeceğim var.
 
        Gurbet elde hasret ata yurduna.
        Uymak ne zormuş hayatın narkına.
        Beni de bağladı kendi çarkına
        Ata yurdunda göreceğim yerler var.
 
        Babam derdi varsam kendi köyüme
        Karkış çöktü o yolların üstüne
        Olmadı gurbet el çıktı bahtına
        Ata yurdudur gezecek yerlerim var.
 
        Anamın sağlığına kavuşamadım
        Hastalığında bir su veremedim
        Mezarına tutupda koyamadım
        Ata ana mezarın niyaz edeceğim var.
 
        Felek herkesin kurasını çekmiş
        Evleri köyleri kökünden sökmüş
        Anama köy babama gurbet düşmüş
        Zalim gurbet ellerde çekeceğim var.
 
        Gençlik çağlarım işte köyde geçti
        Geçen günlerse çok zahmetli işdi
        Çalıştıkça işler boyumdan aşdı
        Emek verdiğim yerleri göreceğim var.
 
        Köyüme gitsem beni bilen olur mu?
        Buda bizim köylüymüş denir mi ?
        Ölenler dönse evini bulur mu?
        Veran evime bir bakacağım var.
 
        Çiçek Abdalım ahırı nolacak
        Köyde değilim bağla bağçeye varak
        Gurbet el beni bağrına saracak
        Ata yurdunu özledim göreceğim var.
       Abdullah ÇİÇEK
                       

EŞİM SATI HANIMA SESLENİŞ

 

Satı dön de geriye bir bak neydik

Acı tatlı  yıllar yaşayıp gördük

Sen Yalnızsöğüt ben Ödek'te doğduk

Ta o günden çile başlamadı mı?  

 

Bizi eş ettiler gençlik çağında

Yaz bahar ayı yaylanın dağında

Gezerdik bahçesiyle bağında

Beşoyukta yayla yaylamadık mı?

 

Gün geldi yolumuz gurbete düştü

Bir lokma ekmek için dağlar aştı

İlden  ile nice yolları geçti

Gurbet elde bağlanıp kalmadık mı?

 

Mustafa Menteşoğlu Garip Musa

Amcası o Hünkar Hacı Bektaş'a

Muhammed Ali gelip de yetişe

Beraber ikrarımızı vermedik mi 

 

İzin verdi vardık Hacı Bektaş'a

Kadıncık ana çile dağ beş taşa

Dede bağında Cem kurbanlı aşa

Hünkarın eşiğine yüz sürmedik mi 

                              

Afyon Emirdağ'ı bacım sultana

Sivas Divriği de Pirim Garip Musa

Ankara dan yürüdük koşa koşa 

Türbe bahçesinde Cem yapmadık mı?

                                             

Antalya Elmalı Tekke köyünde

Değirmeni Akçay Uçan suyunda

Abdal Musa  Pir dergahında

Diz üstü varıp niyaz etmedik mi?

 

Herkesin muradını Allah vere

Çiçek Abdalda derki geze göre

Her gördüğü yerden dersini ala

İlden ile gezip de görmedik mi?

 

Abdullah ÇİÇEK                               

 

 

3-  KÖYÜM BENİ UNUTTU

 

Ayrılalı haylı zamanlar oldu.

Emekli olanlar geriye döndü.

Bende dönem desem evim mi kaldı?

Köyüm beni unuttu bende köyümü.

 

Köyümden Karaguzun arasına

Apazla Yağlıpınar yaylasına

Başhüyükden Başpınar yöresine

Köyüm beni unuttu bende köyümü.

 

Ödekden Höbeğe elmanın yazı

Bozkırda yayılır koyunla kuzu

Şu zalim gurbet ayırdı hem bizi

Köyüm beni unuttu bende köyümü.

 

Güz gelince kar yağar çetin kışı

Ne kadar çalışsan bitmezdi işi

Gündüz hayali gece ise düşü

Köyüm beni unuttu bende köyümü.

 

Akyokuşdan gömeri büyük taşı

Keveni alırken Muhammed Karşı

Sövkede derdi ki bu erkek işi

Köyüm beni unuttu bende köyümü.

 

Gölden duman direk direk yükseldi

Yükseldikçe hemen gökleri buldu

Yağmur olup da üzerimize indi

Köyüm beni unuttu bende köyümü.

 

Ahcırın alıçları dalda sararmış

Kalkan gitmiş köyümde kimim kalmış

Evi kapısı hep birden yıkılmış

Köyüm beni unuttu bende köyümü.

 

Bir bakın hele bu köyün nesi var

İnsandan daha çok baykuş sesi var

Çiçek Abdalında harabesi var

Köyüm beni unuttu bende köyümü.

 

1965 de mahrum Muhammed kirvemle

Keven alırken söyledi nükteli sözleri

Hatırlayarak yazdım ona ulu Tanrıdan bol rahmet dilerim.

Köyüm beni unuttu bende köyümü.

 

Abdullah ÇİÇEK

 

6- SATI DİYEM YAR DİYEM

 

Kuşluk ile ilkindi arasında.

Yetişdirdiğimiz meyveler bağında.

Yazbaharın gencecik çağında.

Ölene kadar satı diyem yar diyem.

 

Köye yürüyünce yayla sonunda.

İşin bitmezdi çıra ışığında.

Topak topak yağ çıkarken yayıkda.

Ölene kadar satı diyem yar diyem.

 

Sırtında beşiğin tarla yolunda .

Ekin biçince orağın elinde.

Titreyince güzün soğunda.

Ölene kadar satı diyem yar diyem.

 

Hacı Bektaş Veli dede bağında.

Niyaz bent olduk Ali Pir evinde.

Delik taştan geçtik çile dağında.

Ölene kadar satı diyem yar diyem.

 

Allahım yarattı insan donunda.

İkiliğe yer yok birlik yolunda.

Muradımıza ulaştık sonunda.

Ölene kadar satı diyem yar diyem.

 

Çiçek Abdalım yabana bakmayız.

Hepsi Allah kulu ayrı görmeyiz.

Yediğimiz alın teri hak yemeyiz.

Ölene kadar satı diyem yar diyem.

 

Abdullah ÇİÇEK

 

 

7-   HABER SORAR BEKLERİM

 

Ödeğin dağları kar ile boran.

Kimseyi bulamadım halin soram.

Bir görsen evlerin hepside veran.

Gelenden geçenden haber sorarım.

 

Haydi dağlara mantara gidelim.

Bıktık gurbetten yaylara gidelim.

Yaz baharda havasını tadalım.

Gelenden gidenden haber sorarım.

 

Teknecikte inip yola duralım.

Çıkıp kaleye köyü seyr edelim.

Gömeriye gidip ekin biçelim.

Gelenden gidenden haber beklerim.

 

Pir sultana varıp divan duralım.

İlham alıp hak hak deyi duralım.

Kurbanlar edip lokmalar verelim.

Gelenden gidenden haber beklerim

 

Koruyu ulu pınarı görelim.

Ördek gölünden çatağa varalım.

Akpınar başpınarından su içelim.

Gelenden gidenden haber beklerim.

 

Çiçek Abdalım benim nazlı yarim.

Çaşır göbeğini çok arzularım.

Ya beşhüyükde yaylan kuzularım.

Esen yelden  uçan kuştan haber beklerim.

 

Abdullah ÇİÇEK

8 - HAYALİ AKLIMDAN GİTMEZ KÖYÜMÜN

 

Dağlar başına karla boran almış.

Ödeğe gidip de görek ne olmuş.

Evlere yoksa baykuşlar mı konmuş.

Hayali aklımdan gitmez köyümün.

 

Asırlık evlerin hepsi kapanmış.

O yaşayan insanlar nerde kalmış.

Bahçeler bağlar sararıp solmuş.

Hayali aklımdan gitmez köyümün.

 

Diktiğim ağaçlar sararmış solmuş.

Suyunu verenlere de ne olmuş.

Hepisi birden mi yok olup gitmiş.

Hayali aklımdan gitmez köyümün.

 

Berci berde koynunu da sağınca.

Çoban sürüsünü tek tek kırkınca.

Keyfeniler helva yapıp yenince.

Hayali aklımdan gitmez köyümün.

 

Tarladan tarlaya haylar ederdik.

Erken bitirince cara koşardık.

Çiçek Abdalım toy düğün yapardık.

Hayali aklımdan gitmez köyümün.

 

Abdullah ÇİÇEK

 

9-   AYRILDIM KÖYÜMDEN

 

Suları gider karasar çıkışı.

Değirmeni vardı değir başı.

Ne güzel olur tandırdaki bişi.

Ayrıldım köyümden yiyemez oldum.

 

Bentleri korusuyundan kalkardı.

Ödekde değirmen dü çark dönerdi.

Yıkıldı hark dönen taşları döndü.

Ayrıldım köyümden  un öğütmez oldum.

 

Karakaya kale avdan kaş başı.

Oturup gözleseydim şol göktaşı.

Gidip gelenin var mıdır hark başı.

Ayrıldım köyümden tarla sulamaz oldum.

 

Koyun kuzu yaylara çıkınca.

Konak görmezin tarlayı ekince,

Göher ana süt doldurup gelince,

Ayrıldım köyümden süt içemez oldum.

 

Ekinler biçilir orakdır işi.

Mis gibi kokardı cançıktı aşı.

Soğuk vurunca kaman çalandişi.

Ayrıldım köyümden ekin biçemez oldum.

 

Çiçek Abdal köyü hatırladıkça,

Yok oldu büyükler tek tek ölünce .

Kimle konuşam arifan gidince.

Ayrıldım köyümden konuşacak bulamaz oldum.

 

Abdullah ÇİÇEK

 

10-   GEL BERABER GİDELİM

 

Ödekten çıkdım Ankara yoluna.

Anam gitme der sarıldı boynuma.

Baba burada gelecek yok oğluna.

Ana baba gel beraber gidelim.

 

Bak tarlalara bölük bölük olmuş.

Sabanı dönmeyecek hale gelmiş.

Hani gitmeyen evler nerde kalmış.

Ana baba gel beraber gidelim.

 

Evden eve bak köyde nasıl dursun.

Bir bölük tarla hangisine yetsin.

Yetişen Ankara'yı mesken tutsun.

Ana baba gel beraber gidelim.

 

Anam gelmedi köyü yeğledi.

Babam gurbet eli vatan eyledi.

Ara kesik görünmez yer neyledi.

İkisi birbirinden ayrı neyleyim.

 

Mevlam kimseyi yurdundan etmesin.

Birini diğerine muhtaç koymasın.

Der Çiçek Abdal daha ne söylesin.

İkisinin arasında ben neyleyim.

 

Abdullah ÇİÇEK

 

 

BAŞKADIR  ÖDEĞİN
 
 
Güz gelince hava soğur sis çöker.
Gökçebelin başına karlar yağar.
 Erenler cem olup sofralar serer.
 Lokması bir başkadır Ödeğin
 
         Sabahın seherinde papı açar.
         Aşk ateşiyle candan hakka tapar.
         Elesin kaldırıp duasın eder.
         Hakka yalvarması başka Ödeğin.
 
 Misafiri gelince konuk eder.
 Beraberce badesini nuş eder.
 Hakkın adıylada kendinden geçer.
 Misafire hörmeti başka  Ödeğin.
 
          Şubat ayı kaba yele gidilir.
          Erir karlar lale sümbül bitirir.
          Tekke baba Pirsultana yetirir.
          Havası suyu bir başkadır Ödeğin.
 
 Yaz baharla yaylara göçülür.
 Koyun kuzu birbirine katılır.
 Ağustos ayı ekinler biçilir.
 Orak sesi bir başkadır Ödeğin.
 
          Pirim Hacı Bektaşa aşkı nida.
          Cana can kata bari ulu  hüda.
          Çiçek Abdal cem ile Abdal Musa.
          Topal Ali dedem piri Ödeğin.
 
  Abdullah ÇİÇEK

 

 

 


 

 
 E-mail: yonetim@odek-koyu.com
 Bu sayfanın son güncelleme tarihi: 07-03-2012

 bottom